Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Ayetullah el-Uzma Cafer Subhani, Cumhurbaşkanı Dr. Mesud Pezeşkiyan ile gerçekleştirdiği görüşmede, ülkedeki sorunlar ve gelişmeler hakkında kapsamlı bir rapor sunmasından dolayı Cumhurbaşkanı'na teşekkür ederek şunları ifade etti: "Mevcut koşullarda ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenmek, ağır ve aynı zamanda kıymetli bir sorumluluktur. Yüce Allah'ın bu önemli görevi yerine getirirken yardımcınız olmasını ve bu sorumluluğun en iyi şekilde sonuçlanmasını temenni ediyorum."
Ayetullah el-Uzma Subhani devletin bazı yönetim yaklaşımlarına; özellikle yetkilerin farklı yönetim kademelerine devredilmesine ve mahalle odaklı yönetim çerçevesinde camilerin kapasitesinden yararlanılmasına değinerek, bu tür adımların ülkeyi yönetmede ileri görüşlülük ve stratejik bakışın bir göstergesi olduğunu belirtti ve şunları ekledi: "Ülkenin yönetimini elinde tutan yönetici, mevcut sorunları çözmenin yanı sıra gelecekteki ihtiyaçları ve gereklilikleri de öngörebilmelidir. Bu ileri görüşlü bakış, yönetimin değerli özelliklerindendir."
Ayetullah el-Uzma Subhani, İkinci Dünya Savaşı dönemi ve 1940'lı yılların başlarındaki ülke koşullarına dair hatıralarını anımsatarak şunları kaydetti: "O dönemde hazırlıkların ve gerekli önlemlerin eksikliği nedeniyle ülke, halkın temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda geniş çaplı sorunlarla karşı karşıya kalmıştı; hatta birçok aile için ekmek temin etmek bile zordu. O günkü şartlarla ülkenin bugünkü durumunu kıyaslamak, krizleri aşmada ve toplumsal istikrarı korumada uygun yönetim ve planlamanın ne kadar etkili olduğunu göstermektedir."
Ayetullah el-Uzma Subhani sözlerine şöyle devam etti: "Halk ve önde gelenler, bugünkü ülke koşullarını tarihsel bağlamı içinde değerlendirmelidir. Tarih bilenler, bugünkü durumu o zamanla kıyaslasınlar. Biz üç savaş atlattık; halk, yönetimin ne kadar akılcı olduğunu görsün. Eğer gerekli hazırlık olmasaydı, çok daha büyük sorunlar ortaya çıkardı."
Ayetullah el-Uzma Subhani, yönetimin kritik sorumluluklarında sebat ve kararlılığın gerekliliğini vurgulayarak şunları ifade etti: "Yönetim sanatı, zor koşullara rağmen işleri yürütebilmektir. Sayın Cumhurbaşkanı, ülkenin sorunlarını çözerken gönlünüz ferah olsun, asla yorgunluk hissetmeyin ve gücünüzle yolunuza devam edin.
"'Kim Allah ile olursa, Allah da onunla olur.'"
Bu taklit mercii devamında şunları söyledi: "Kur'an-ı Kerim şöyle buyurur: 'Her dönemin kendine has bir yazgısı/programı vardır.' (Ra'd suresi, 38). Bugünün şartlarının geçmişle aynı olup olmadığına bakmak gerekir. Koşulların her zaman aynı olduğunu düşünenler, zamanın gerçeklerini dikkate almıyorlar. Yönetici, her dönemecin ne tür bir program ve karar gerektirdiğini bilmelidir."
"Eğer konunun uzmanları ve ehil kişiler, incelemeler sonucunda bu mutabakatın ülkenin maslahatına olduğuna karar vermişlerse, bu da aynı Kur'anî prensibe dayanır. Eğer bir gün şartların değiştiğini ve farklı bir karar almanın gerekliliğini tespit ederlerse, bu da aynı esasa dayanacaktır. Ölçü, zamanın şartlarına uygun doğru tespittir."
Ayetullah el-Uzma Cafer Subhani, Hazreti Resulullah'ın (s.a.a.) siretinden tarihsel örneklere işaret ederek şunları belirtti: "Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Medine'ye hicretinden sonra üç Yahudi grubuyla (Benu Kaynuka, Benu Nadir ve Benu Kurayza) antlaşma yapmıştı. Onlar ahde vefasızlık ettiklerinde, davranışlarına uygun karşılık verildi. Ayrıca Hicret'in yedinci yılında Hudeybiye Barışı'nda, Peygamber (s.a.a.) o dönemde bazılarına acı gelen bir anlaşmayı kabul etti, ancak bu daha sonra İslam için pek çok eser ve bereket getirdi."
Bu taklit mercii son olarak devletin halkın geçim sorunlarına sürekli dikkat etmesi gerektiğini vurgulayarak şunları ifade etti: "Devletin, geçim ve piyasa istikrarı konusunu özel bir hassasiyetle takip etmesi ve temel ihtiyaç maddeleri başta olmak üzere fiyat dalgalanmalarını önlemek için gerekli tedbirleri alması beklenmektedir; zira bu kalemlerdeki fiyat artışları, toplumun farklı kesimlerinin yaşamını doğrudan etkilemektedir."

Halkın Geçimine Dikkat Etmek ve Milli Birliği Korumak, Ülkenin Bugünkü Zaruretlerindendir
Cumhurbaşkanı Dr. Pezeşkiyan da bu görüşmede devletin ülkenin durumunu yönetmedeki icraatları, eğitim ve sağlıkta adaleti geliştirme, mahalle odaklı yönetimde camilerin rolünü güçlendirme ve son diplomatik gelişmelerin süreci hakkında bir rapor sundu.
Cumhurbaşkanı devletin siyasi, ekonomik, sosyal ve diplomatik alanlardaki programlarını, özellikle de son savaş sırasında ülkenin yönetimini açıklayarak şunları ifade etti: "Bu hassas dönemde elde edilenler, her şeyden önce ilahi lütuflar ve halkın desteği sayesindedir. Devlet, tüm süreç boyunca kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğini korurken, savaşın neden olduğu olumsuz etkilerin halk tarafından en az şekilde hissedilmesi ve toplumun normal yaşam sürecinin kesintiye uğramaması için büyük çaba sarf etti."
Cumhurbaşkanı, Rehber'in rehberliği ve desteklerinin stratejik rolüne değinerek ekledi: "Bu dönemdeki en etkili eylemlerden biri, yetkilerin devredilmesi ve illerde karar alma seviyesinin artırılmasıydı; bu durum, yerel koşullara uygun hızlı tepki verilmesini sağladı. Bu yaklaşımın sonuçları son savaşta net bir şekilde görüldü ve yönetimdeki merkezsizleşme, halkın ihtiyaçlarının karşılanmasında ve devlet yönetiminin verimliliğinin korunmasında etkili bir rol oynadı."
Cumhurbaşkanı, eğitimde adalet, sağlık sisteminde adaletin geliştirilmesi ve halkın sağlık hizmetlerine adil erişiminin yaygınlaştırılmasına yönelik programlara değinerek şunları kaydetti: "Hükümet, kalkınma programlarını takip ederken aynı zamanda halkın katılımını güçlendirmeye de vurgu yapmaktadır. Bu çerçevede cami merkezli yaklaşım ve camilerin yerel, sosyal ve kültürel yönetim merkezlerine dönüştürülmesi gündeme alınmıştır."
Pezeşkiyan sözlerini şöyle sürdürdü: "İnanıyoruz ki eğer camiler tarihi ve sosyal konumlarına dönerlerse, sosyal sorunların ve zararların önemli bir kısmı yönetilebilir olacaktır. Camiler, sosyal sermayeyi güçlendirmek, kültürel kalkınmayı sağlamak, yoksul kesimleri desteklemek ve halkın katılımını organize etmek için muazzam bir kapasiteye sahiptir."
Cumhurbaşkanı, savaşın sona ermesine yol açan siyasi ve diplomatik süreçleri gözden geçirerek şunları ifade etti: "Bu yolda, yönetimin çeşitli organları arasında tam bir koordinasyonla geniş istişareler yapıldı ve nihayetinde karşı taraf, İran İslam Cumhuriyeti'nin şartlarını kabul etmek zorunda kaldı."
Cumhurbaşkanı, bazı akımların varılan anlaşmaları bozma çabalarına işaret ederek şunları kaydetti: "Bugün ülke, halkın sahada varlığı, güvenlik güçlerinin fedakarlığı ve nizâmın yönetici ve hizmetkarlarının gece gündüz süren çabaları sayesinde seçkin bir konuma sahiptir. Hükümet de mevcut zorluklara ve kısıtlamalara rağmen, tüm imkanlarını halkın sorunlarını azaltmak ve genel refah seviyesini yükseltmek için kullanmaktadır."
Cumhurbaşkanı, "Ülkenin son dönemdeki koşulları aşmasındaki başarının önemli bir kısmı, önceden yapılan hazırlıklar ve planlamalar sayesindedir. Eğer bu hazırlıklar olmasaydı, ülke çok daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalırdı." ifadelerini kullandı.
Dr. Pezeşkiyan, Ayetullah el-Uzma Subhani'nin bilimsel ve araştırmacı yönüne değinerek, "Furug-e Ebediyet" (Ebediyetin Parlaklığı) kitabını defalarca okuduğunu ve bu değerli eserin İslam tarihi, Nebevi siret ve dini öğretiler alanında her zaman zihinsel kaynaklarından biri olduğunu belirtti.





yorumunuz